26 Haziran 2014 Perşembe

Kızım Kreşe Başladı


       Çalışan annelerin sorunu, çocuğum ne zaman kreşe başlayacak? hangi kreşe gidecek? kaç yaşında başlasın? sorular, sorular, sorular.....

       Artık çocuklarımız hayatı erkenden öğrenmeye başlıyor. 3 yaşında erkenden uyanıp kreşe gitmek zorunda. Çünkü artık büyüdü (?) Anneanne ve babaanne ona bir şey veremiyor, gerekli eğitimi alması lazım, yaşıtlarıyla bir arada olup sosyalleşmeli. Aynı zamanda bir şeyler de öğrenmeli. Konuşması gelişip kendini ifade edebilmeli. Yemeğini kendisi yiyebilmeli. Sorumluluk almayı öğrenmeli. Özgüveni gelişmeli. Kurallara uymayı öğrenmeli. Paylaşmayı öğrenmeli. Yaratıcı olmayı öğrenmeli. Daha erken uyuyup anne ve babasına dinlenme ve eğlenme vakti verebilmeli.

       Tüm bunlar çocuğun gelişimi için iyi, hoş, güzel de, benim bebeğim hala küçük ve onun orada hiç tanımadığı insanlar arasında bütün günü geçirecek olması ilk başlarda beni çok korkuttu. Kreşi görmeye ve yöneticisiyle konuşmaya gittiğimizde kızımızı da yanımızda götürdük. Önce orayı gezdik. Oyun odasından, sınıfa, mutfağa, yataklara, tuvaletlere kadar herşeyi gördük. Kızım terastaki oyun alanına bayıldı ve oradan çıkmak istemedi. İlk izlenim gayet iyiydi. Kısa bir süre sonra da başlaması ve ihtiyaçları hakkında bir görüşme daha yaptık. Yaklaşık bir hafta sonra da başlattık. Ben yıllık izin aldım başlama ve alışma döneminde yanında olmak için.  İlk gün şaşkın ve bir o kadar meraklı görünüyordu. Onu sınıfına ve öğretmenine bırakıp müdürün odasına gittik. Ben bütün gün orada kalacağımı düşünürken müdüre hanım artık eve dönebileceğimizi söyledi. Yanında olmamızın, bizi görmesinin sakıncalarından bahsetti, bizi ikna etti ve bişey olursa telefonlaşacağımızı söyleyip gönderdi. Saat 11.00'e kadar zor durdum aramadım ama sürekli kızım ne yaptı kahvaltısını yapabildi mi, yoksa aç mı gibi sorular kafamda dolaşıyordu ki müdüre hanım aradı herşeyin yolunda olduğunu bir kez "annem nerde" diye sorduğunu ve orayı keşfetmeye çalıştığını söyledi. Tabii benim içim rahatladı. Saat 13.30 gibi ben arayıp öğle yemeğini yedimi diye sordum. Yemeğini yediğini hatta zorluk çıkarmadan kendisi yatıp hemen uyuduğunu anlattılar. Akşam almaya gittiğimizde bizimle gelmek istemedi, bahçede oynamak istediğini söyledi. Çok sevindim kızımın çok çabuk alışacağını düşündüm. Ama ilerleyen günlerde hiçte öyle olmadı. Bırakırken ağlamalar, beni bırakma anne diyip sarılmalar, beni çok etkiledi ama ben kararlılıkla onu bırakmaya devam ettim. İlk günler o ağlayınca onu bırakıp bende arabada ağlıyordum. Ama sonraları yani 2 hafta geçtikten sonra ağlamalar azaldı ve artık konuşarak ve benim işe gitmem gerektiğine ikna ederek bırakmaya başladım. Şu an kızım 1 aydır kreşli ve her geçen gün daha iyiye gidiyor. Arada geri dönüşler oluyor bazen gitmek istemiyor ama direnci fazla uzun sürmüyor. Artık sürekli gitmesi gerektiğini kabul etti sanırım.
       
       Geçen hafta at binmeye gitmişler ama ben gittiniz mi diye sorduğumda gitmedik ata binmedik diyor, ben facebook taki resimlerinden görüyorum at bindiğini. Neden böyle yapıyor anlayamıyorum şimdilik, çözmeye çalışıyorum. Sanırım bana karşı bir tepki. Umarım fazla uzun sürmeden bu süreci de atlatırız. 

17 Haziran 2014 Salı

#HürriyetSosyal Dünyası Seni Bekliyor!


“Çalışan bir iş kadını güne nasıl başlıyor?” sorusuna cevap olarak; bir iş gününe başlama rutindir bilgisayarın açılması, eş zamanlı olarak kahve hazırlanır ve “bu gün neler olmuş” diye hurriyet.com.tr açılır. Hızlıca gündem takibi yapıldıktan sonra sıra maillere ve bekleyen işlere geçer…

Benimle aynı yönde ilerleyen bir iş günü rutininiz varsa bugün size güzel bir haberim var!  Kahvenize eşlik eden Hürriyet yazarları, gündem yazıları, kültür sanat haberleri, kısaca Hurriyet.com.tr çok daha sosyal!

Eğer siz de benim gibi sosyal medyayı aktif olarak takip edenlerdenseniz Twitter, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarından gündemin de takibini yapıyorsunuzdur. Yani artık tek bir mecra gündem takibi için maalesef yeterli olamıyor.

Yenilenen Hürriyet ise aslında sizi tüm platformlarla bir araya getiriyor. Haber okurken aynı zamanda arkadaşlarınızın ya da aynı konuları okumaktan ve paylaşmaktan hoşlandığınız kişilerin yazılarıyla sizi buluşturuyor.

En baştan anlatmak gerekirse Hürriyet nasıl bu kadar Sosyal? Birkaç adımda alacağınız üyelik ile Hurriyet.com.tr ’ye üye olabilir, üyelik aktivasyonunuz sonrasında Hurriyet.com.tr sayfanızı ilginizi çeken haberlerle kişiselleştirebilirsiniz. Örneğin haber akışınızda çıkmak üzere; kültür sanat, spor, gündem gibi başlıkları seçerken aynı zamanda alt başlıklarla ilginizi çeken haberleri kaçırmamak için sayfanızı ilgi alanlarınız doğrultusunda daha da kişiselleştirebilirsiniz. Daha doğrusu Hürriyet’inizi artık kendinize özel yapabilirsiniz.

Sonrasında profilinizi tıpkı diğer sosyal medya hesaplarında olduğu gibi fotoğrafınız, bilgileriniz, sosyal medya hesaplarınızla entegre hale getirebilirsiniz.

Yazarların haberlerini, onların kendi sayfalarından paylaştığı yazılardan okuyabilir, onlara yorum bırakabilirsiniz. İlginizi çeken haber, yazı, görsel, müzik paylaşımlarınızla Hurriyet.com.tr’yi aktif kullanabilir, öne çıkarttığınız haberlerle Hurriyet.com.tr ana sayfasına yön verebilir, gündemi belirleyen hashtaglerle tartışmalara katılabilirsiniz.

Bir blog yazarı olarak en güzel noktalardan biri ise; yazdığınız blog yazılarınızı Hürriyet Sosyal’deki arkadaşlarınızla da paylaşabilir, onların yazınız hakkında  düşündüklerini/yorumlarını  yine hürriyet sosyal üzerinden alabilir, böylece yazılarınızın çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Henüz Hurriyet Sosyal’in dünyasını keşfetmediyseniz aşağıdaki videoyla hızlı bir başlangıç yapabilirsiniz.

İçerik: www.e-gunlugum.com

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

16 Haziran 2014 Pazartesi

AHMET ÜMİT : SİS VE GECE

Ahmet Ümit'in bu romanını sonunda okuma fırsatı buldum. Alalı çok oluyor ama bir türlü okuyamamıştım. Ben çok beğendim, çok akıcı sürükleyici bir roman ve hemen bitti.
Beğendim mi?
Evet
Önerir miyim?
Kesinlikle

Konusuna gelince, evli ve iki çocuk babası istihbaratçı Sedat'ın yasak aşkı, sevgilisinin kaybolması ve onun bulmaya çalışmasıyla karşısına çıkan gerçekler. Bir polisiye cinayet romanı.

Kitabın 2007 yılında filmi yapılmış ancak ben izlemedim, kitabı okuduktan sonra izleme isteği doğdu, inşallah fırsat bulursam bi ara onuda yapacağım.